Mitral ve Triküspit Kapak Onarımı ile Kalp Zarı Cerrahisi
Gündem 71 Editörü • 29 Temmuz 2026 15:56
Mitral ve Triküspit Kapak Onarımı ile Kalp Zarı Cerrahisi

Kalbin dört odacığı arasındaki kan akışını tek yönlü tutan kapakçıklar, düzenli çalıştıkları sürece fark edilmezler. Ancak sol taraftaki mitral kapak veya sağ taraftaki triküspit kapak tam kapanamadığında kan geriye kaçmaya başlar; kalp aynı hacmi tekrar tekrar pompalamak zorunda kaldığı için zamanla genişler ve yorulur.

Bu tabloya bazen kalbi dıştan saran zarın hastalıkları eşlik eder. Kalınlaşan ve sertleşen zar, kalbin gevşeme sırasında yeterince dolmasını engelleyerek kapak hastalıklarına benzer şikayetlere yol açabilir. Nefes darlığı, bacaklarda şişme, karında gerginlik ve halsizlik her iki grupta da ortak bulgulardır.

Mitral Kapak Kaçağı Neden Gelişir?

En sık nedenler arasında kapakçıkları tutan iplikçiklerin uzaması ya da kopması, kalp krizi sonrası kapak destek yapılarının bozulması, romatizmal kapak hastalığı ve kalbin genişlemesine bağlı olarak kapak halkasının açılması sayılır. Bazı kişilerde kapakçıkların sarkması yıllar içinde yavaşça ilerler.

Kaçağın derecesi ekokardiyografi ile ölçülür; gerektiğinde yemek borusundan yapılan ileri inceleme kapak yapısını ayrıntılı gösterir. Hafif kaçaklar genellikle izlenirken, kalbin işlevini bozmaya başlayan orta-ileri kaçaklarda girişim gündeme gelir.

Şikayetler uzun süre sessiz kalabildiğinden, izlem sırasında sol karıncığın çapı ve kasılma gücü ile akciğer damar basıncındaki değişim yakından takip edilir. Bu ölçümlerde bozulma başlaması, hastanın kendisini iyi hissetmesine rağmen girişim zamanının yaklaştığını gösterebilir.

Kapak Onarımı ile Kapak Değişimi Arasındaki Fark Nedir?

Onarımda kişinin kendi kapak dokusu korunur; sarkan bölüm düzeltilir, gerekirse kapak halkasına destek halkası yerleştirilir. Değişimde ise hasarlı kapak çıkarılarak yerine protez konur. Kapak dokusu uygun olduğunda onarım genellikle öncelikli düşünülen yaklaşımdır, çünkü kalbin doğal yapısı büyük ölçüde korunur.

Karar verirken kapakçıkların kalınlığı, kireçlenme derecesi, iplikçiklerin durumu ve eşlik eden ritim bozuklukları birlikte değerlendirilir. Bu değerlendirme ameliyat sırasında da sürer; planlanan onarım yeterli olmazsa yöntem değiştirilebilir.

Protez seçimi gerektiğinde mekanik ve biyolojik kapaklar arasındaki tercih; hastanın yaşı, kanama riski, gebelik planı ve kan sulandırıcı kullanımına uyumu göz önünde tutularak yapılır. Mekanik kapaklar ömür boyu kan sulandırıcı kullanımı gerektirirken, biyolojik kapaklarda zamanla yıpranma söz konusu olabilir.

Göğüs Açılmadan Mitral Kapak Onarılabilir mi?

Açık cerrahi riskinin yüksek bulunduğu, ileri yaştaki ya da kalp kası gücü belirgin azalmış hastalarda kasık toplardamarından ilerletilen kateterle kapakçıkların birbirine yaklaştırılması seçeneği değerlendirilebilir.

Kapakçıkların uç kısımlarının özel bir klips ile tutturulmasına dayanan MitraClip ile Perkütan Mitral Kapak Onarımı, her kaçak tipine uygun değildir; kapak anatomisinin ayrıntılı görüntülemeyle uygun bulunması gerekir. İşlem kalp durdurulmadan, görüntüleme eşliğinde gerçekleştirilir.

Sağ Kalp Kapağı Neden Gözden Kaçar?

Triküspit kapak yetmezliği çoğu zaman sol kalp hastalıklarına ikincil gelişir ve uzun süre ikinci planda kalır. Oysa ilerlemiş kaçak karaciğerde büyüme, karın içinde sıvı birikmesi ve inatçı bacak ödemine yol açarak yaşam kalitesini belirgin biçimde düşürür.

Sol kalp ameliyatı planlanan hastalarda aynı seansta yapılan Triküspit Kapak Onarımı ve Değişimi, ikinci bir ameliyat ihtiyacını azaltmayı hedefler. Kapak halkası genişlemişse destek halkası yerleştirilmesi sık uygulanan bir onarım biçimidir.

Uzun süre kalıcı pil kablosu bulunan hastalarda ve kalıcı ritim bozukluğu eşliğinde kaçak daha hızlı ilerleyebilir. Sağ kalp yetmezliği yerleştikten sonra yapılan girişimler daha zorlu seyrettiğinden, değerlendirmenin geciktirilmemesi önerilir.

Kalp Zarı Hastalıklarında Cerrahi Ne Zaman Gerekir?

Kalbi saran zarın geçirilmiş enfeksiyon, radyoterapi, romatizmal hastalıklar veya önceki kalp ameliyatları sonrasında kalınlaşıp sertleşmesi, kalbin dolumunu kısıtlayan bir tabloya yol açabilir. İlaç tedavisiyle kontrol altına alınamayan, boyun damarlarında dolgunluk ve yaygın ödemle seyreden olgularda cerrahi düşünülür.

Sertleşmiş zarın kalp yüzeyinden dikkatle ayrılmasını içeren Perikardiyektomi, teknik olarak titizlik gerektiren bir girişimdir. Tanının doğru konabilmesi için ekokardiyografi yanında tomografi, manyetik rezonans ve gerektiğinde kalp kateterizasyonundan yararlanılır.

Ameliyat Öncesinde Hangi Hazırlıklar Yapılır?

Hazırlık döneminde koroner damarların durumu, akciğer işlevleri, böbrek ve karaciğer değerleri gözden geçirilir. Kapak hastalıklarında ağız içi enfeksiyon odakları kalp iç zarına yerleşebileceğinden diş değerlendirmesi ayrı bir önem taşır.

Sigaranın önceden bırakılması, kan şekeri kontrolünün sağlanması ve solunum egzersizlerine erken başlanması ameliyat sonrası akciğer sorunlarının azalmasına katkı verir. Kullanılan kan sulandırıcıların ne zaman kesileceği hekim tarafından belirlenir.

Ameliyat Sonrası Takipte Neler Önemlidir?

Erken dönemde ritim takibi, sıvı-tuz dengesinin düzenlenmesi ve solunum egzersizleri ön plandadır. Kapak girişimi geçirenlerde ritim bozukluğu görülebileceğinden nabız düzensizliği hekime bildirilmelidir.

Uzun dönemde ekokardiyografi kontrolleri, ilaçların düzenli kullanımı, ağız ve diş sağlığının korunması ile tuz kısıtlamasına uyum kalıcı sonuç açısından belirleyicidir. Ani kilo artışı ve artan bacak ödemi, sıvı birikiminin habercisi olabileceğinden dikkate alınmalıdır.

Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, muayene ve tedavinin yerine geçmez. Şikayetleriniz için lütfen ilgili uzman hekime başvurunuz.