
Bir türküyü ararken verilen ilk karar, hangi bölümü açacağın değil, elinde tam olarak neyin kaldığıdır. Aklında türkünün ilk dizesi mi var, yalnızca bir yöre adı mı, onu söyleyen kişinin adı mı, yoksa sözü hiç hatırlamayıp sadece ezginin serbest mi ölçülü mü olduğunu mu biliyorsun? Bu ipuçlarının her biri farklı bir listeleme eksenine çıkar. Yanlış eksenden girmek, aramanın en çok vakit alan kısmıdır.
Türkü Dostları arşivi birden çok listeleme ekseni üzerine kuruludur: harf sırası, yöre, sanatçı ve türün kendisi. Bu eksenler birbirinin kopyası değildir, her biri başka bir soruya cevap verir. Aşağıdaki tablo elindeki ipucunu doğrudan bir giriş noktasına bağlar.
| Elindeki ipucu | Giriş noktası | Neden işe yarar | Sonuç çıkmazsa |
| Türkünün adı veya ilk dizesi | Türkü Listeleme, harf sırası | Kayıtlar türkü adına göre alfabetik dizilir | Yakın harfleri dene, sonra yöreye geç |
| Sözün ortasından bir dize | Doğrudan karşılığı yok | Listeleme dizelere değil adlara göre kuruludur | Yöre veya sanatçı eksenine geç |
| Yöre adı | Yöre listeleri | Her kayıt yöre bilgisiyle birlikte tutulur | Komşu yöreye ve Varyantlı Türküler bölümüne bak |
| Sanatçı adı | Sanatçı liste sayfaları | Sayfa o sanatçıya bağlanan türküleri verir | Aynı türküyü yöre ekseninden ara |
| Ezginin karakteri | Uzun Havalar, Ağıt Listeleme, Destan Listeleme | Tür bölümleri benzer yapıdaki kayıtları ayırır | Derleme Türküler bölümünü tara |
| Nota arayışı | Türkü Notaları, Ezgi Notaları | Nota kayıtları ayrı bölümlerde toplanır | Türkü adından listeye dön, nota işaretine bak |
Türkü adları çoğunlukla ilk dizeden ya da sık tekrarlanan bir dizeden gelir. Hatırladığın dize türkünün başındaysa harf sırası doğrudan işe yarar. Türkü Listeleme sayfasında harflerden birini seçersin, o harfle başlayan kayıtlar sayfalanmış bir liste halinde açılır. Liste, kayıtları Türkü Adı, Eser Sahibi ve Kaynak ile Yöre sütunlarıyla birlikte gösterir; yani adı görür görmez yöresini de görmüş olursun.
Bu yolun en sık takıldığı yer harf seçimidir. Türkçede yakın sesler ayrı harflerle yazılır ve hatırlama çoğu zaman yaklaşıktır. Ş ile S, İ ile I, Ö ile O, Ü ile U, Ç ile C arasında tereddüt varsa ikisini de denemek, tek bir listeyi baştan sona okumaktan hızlıdır. Bir de şu ayrım önemli: hatırladığın dize sözün ortasından geliyorsa harf sırası seni bulmaz, çünkü liste adlara göre kuruludur. O noktada ısrar etmek yerine ipucunu değiştirmek gerekir.
Yöre ekseni, adı hatırlamayan ama türkünün nereden geldiğini bilen kişi için kurulmuştur. Ankara, Erzurum, Sivas, Malatya, Konya, Diyarbakır, Kastamonu, Silifke, Arguvan, Rumeli, Kerkük gibi başlıklar ayrı listeler halinde açılır. Burada yaptığın iş hatırlamak değil tanımaktır: listedeki adlara göz gezdirirken aradığın çoğu zaman kendini belli eder.
Bir noktayı karıştırmamak gerekir. Yöre bilgisi türkünün bağlandığı yöreyi gösterir, onu söyleyen kişinin memleketini değil. Aynı ezginin farklı yörelerde farklı sözlerle dolaştığı durumlar da vardır; arşivde bunun için ayrı bir Varyantlı Türküler bölümü bulunur. Aradığın kayıt beklediğin yörede çıkmıyorsa, sözü değişmiş bir varyantla karşı karşıya olabilirsin.
Aradığın türkü belleğinde belirli bir sesle kaldıysa, doğrudan sanatçı sayfasından başlamak işi kısaltır. Neşet Ertaş Türküleri, Aşık Mahzuni Şerif Türküleri ve Aşık Veysel Türküleri gibi sayfalar, o sanatçıya bağlanan kayıtları tek listede toplar.
Bu sayfaların ne olmadığını bilmek de aramayı hızlandırır. Sanatçı sayfası bir biyografi sayfası değildir; hayat hikayesi, plak dökümü veya ödül listesi sunmaz. Verdiği şey repertuvarın kendisidir. Dolayısıyla şu soru için yararlıdır: bu ozanın ya da bu icracının türküleri hangileriydi. Soru tek bir kaydı bulmaksa ve o kaydı başkaları da söylüyorsa sanatçı ekseni dar kalır, yöreye dönmek daha isabetli olur.
Bazen ne ad kalır ne yöre ne de bir isim. Kalan tek şey ezginin karakteridir: uzun soluklu ve serbest mi söyleniyordu, yoksa belirli bir ölçüye mi oturuyordu. Bu kadarı bile tarama alanını ciddi biçimde daraltır. Uzun Havalar bölümü serbest söyleyişleri bir arada tutar. Ağıt Listeleme ve Destan Listeleme, konusu ve işlevi belirgin olan kayıtları ayırır. Derleme Türküler ise derleme yoluyla kayda geçmiş olanları toplar.
Bu bölümlerin değeri kısayol olmalarında değil, alanı bölmelerinde. Aradığın şeyin bir ağıt olduğunu biliyorsan bütün listeyi taramak yerine ağıtlara bakarsın ve aynı sürede çok daha fazla kaydın üstünden geçersin.
Türkü sözü sayfaları Repertuvar, Söz ve Yöre alanlarını birlikte verir. Sözü baştan sona okumak yerine hatırladığın dizeyi metnin içinde aramak, doğru kayda düşüp düşmediğini en hızlı gösteren yöntemdir. Yöre alanı ikinci doğrulamadır: aklındaki yöreyle uyuşmuyorsa, benzer adı taşıyan başka bir kaydın üzerinde olabilirsin. Listelerde bazı kayıtların yanında notası ya da hikayesi bulunduğunu belirten işaretler yer alır. Bu işaretler o kaydın sözden ibaret olmadığını, ezgisiyle veya anlatısıyla birlikte durduğunu gösterir.
Tek bir türküyü bulmak ile arşivde çalışmak aynı iş değildir. Çalışma başladığı anda eksenler birleşmeye başlar: bir yöre listesinden o yörenin ezgi karakterine, oradan notalara, oradan da bir ozanın repertuvarına geçersin. Türkü Notaları ve Ezgi Notaları bölümleri sözün yanına ezgiyi koyar, Türkü Hikayeleri ise kaydın arkasındaki anlatıyı ayrı tutar. Aynı türküyü bu üç yerden okumak, tek bir sayfadan okumaktan başka bir şey öğretir.
Arşivin 16 Nisan 2002 tarihine uzanan geçmişi bu noktada işe yarar. Bu süreklilik, Son Eklenen Türküler ile Unutulan Türküler gibi bölümlerin neden ayrı ayrı anlamlı olduğunu da açıklar: biri arşive yeni gireni gösterir, diğeri uzun süredir orada duran ama az bakılan kayda dikkat çeker. TRT Repertuvarı, Gözde Türküler ve Sararmış Fotolar bölümleri de aynı arşive farklı pencerelerden bakma imkanı verir.
Kısa kural şu: adını hatırlıyorsan harften, yerini hatırlıyorsan yöreden, sesini hatırlıyorsan sanatçıdan, yalnızca havasını hatırlıyorsan türden gir. Elindeki ipucu değiştiğinde yolu da değiştir, çünkü arayışı asıl uzatan şey aynı yolda ısrar etmektir.